Sakal Uzadıkça Yumuşar Mı? Bir Genç Adamın Duygusal Yolculuğu
Giriş: Kendi Kendime Sorduğum Bir Soru
Kayseri’nin sokaklarında yürürken, sakalımın bir yanda yavaşça uzadığını hissediyorum. Sabahları aynaya bakarken, o eski yüzü bulmam biraz zaman alıyor. İstediğim gibi değil, eksik gibi. Her gün bir parça daha büyüyor ve bir parça daha özgürleşiyor. Bu değişim, kafamda tek bir soruyu sürekli tekrarlatıyor: Sakal uzadıkça yumuşar mı?
Bir sabah, evdeki eski masamın başında otururken, birden aklıma takılıyor bu soru. Yumuşar mı? Bir zamanlar sakalımı tıraş ettiğimde yüzümde kalan sertlik, yıllar içinde olduğu gibi kalır mı? Yoksa ben de onunla birlikte mi yumuşayacağım? Bilmiyorum. Ama bu sorunun arkasında bir şeyler daha var, hissettiğim bir şeyler. Hadi, gelin bu sorunun içini birlikte keşfedelim.
Bir Genç Adamın Yolu
Kayseri’nin o dar sokaklarında yürürken, herkesin birer hikâyesi olduğunu bilirim. Kimisi daha bir neşelidir, kimisi daha içe dönük. Benim hikâyem ise biraz karışık. 25 yaşındayım, genç sayılırım belki ama hayatımda oldukça fazla değişim oldu. Her bir değişim, bir başka soruya dönüştü. Kimisi basit, kimisi ise sakalım gibi, geçişken bir şey.
Geçenlerde, kahvemi yudumlarken bir anı tekrar hatırladım. O zamanlar sakalımı daha yeni bırakmaya başlamıştım. Havanın serinliği ve soğuk rüzgar, cildimi hafifçe rahatsız etse de, sakalımın uzamaya başlaması ile birlikte bir tuhaflık oldu. Bir yandan da o ince ince büyüyen yüzümde bir değişiklik vardı. İlk başlarda sertti, inanılmaz derecede sertti. Her sabah aynaya baktığımda, elimi yüzümde gezdirirken tüylerin, kılçıkların arasındaki o hissi alabiliyordum. “Bununla mı yaşayacağım?” diye geçirdim kafamdan. Ama zamanla alıştım. Yavaş yavaş, tıraş sonrası o çeliğin yerini yumuşacık bir his almaya başladı.
Hayal Kırıklığı ve Umut Arasında
Birçok şeyde olduğu gibi, bu yolculukta da sabırlı olmam gerektiğini öğrendim. İlk zamanlar, sakalımın sertliğinden, o kaba ve geçişken halinden bıkkınlık hissi duymuştum. Ama her sabah aynada bir parça daha uzadığını gördüm. Biraz daha büyüdü. Biraz daha şekil aldı. O kadar uzun sürmedi ki, sakalımda yumuşaklık başladı. Ama işin asıl güzelliği, yumuşamanın sadece dışarıdan değil, içimden de hissetmemdi.
Evet, sakal uzadıkça yumuşadı. Ama bir şekilde içimde de bir yumuşama oldu. O sabahlar, o tıraş olmam gereken günler bittiğinde, kendimi daha güçlü hissediyordum. Yumuşaklık, sadece sakalın dokusuyla ilgili değildi. İçi dolu, duygusal bir dönüşüm gibiydi. Her geçen gün, sakalımın yumuşaması bir bakıma hayatımın yumuşamasına benzemeye başladı. O sert, geçişken, garip duygular yerini daha sakin, daha huzurlu hislere bıraktı.
Bütünleşen Bir Değişim
Bugün, sakalım daha uzun, belki daha sert ama bir o kadar da daha yumuşak. Biraz önce aynada baktım ve bir şey fark ettim. Sakalımın uzaması, sadece fiziksel bir değişim değil, benim büyümemle, dönüşümümle ilgili bir şey. Yumuşamak, sadece dış görüntüyle ilgili değilmiş. İçsel olarak da bir yolculuğa çıkmışım. Biraz hayal kırıklığı, biraz korku, sonra gelen umut, her şey birleşip bir bütün oldu.
Sakalın büyümesi gibi, bizler de zamanla yumuşarız. Sert, geçişken, bazen kabuk bağlamış duygularımız zamanla yavaşça değişir, yumuşar. Her gün biraz daha uzar, biraz daha yumuşar. Belki, aslında sakalımızın uzaması bizim içsel yolculuğumuzun bir yansımasıdır. Zamanla o sertlik kaybolur, onun yerine daha derin bir huzur gelir.
Sonuç: Yumuşamanın Zamanı
Sakal uzadıkça yumuşar mı? Evet, ama yalnızca dışarıdan değil, içten de. Bazen, değişimin farkına varmak yıllar alır. O sertlik, korku, hayal kırıklığı… zamanla gider. O yumuşaklık, bir sabah bakıldığında her şeyin ne kadar değiştiğini fark ettiğinizde gelir.
Bunu yazarken, bir yandan sakalımın yavaşça uzamasını izliyorum. Her sabah biraz daha büyüyor, biraz daha yumuşuyor. İçimdeki değişimle birlikte.