İçeriğe geç

Söz kime ait ?

Söz Kime Ait? Herkesin Kendi Hikayesini Anlatma Hakkı

Hayatımda pek çok “söz kime ait?” sorusunu sordum. Özellikle de ekonomi okurken, bir kavramın ya da verinin ardındaki gerçek anlamı anlamaya çalışırken. İstatistikler, grafikler, sayılar… Hepsi bir yere kadar. Ama sonra fark ettim ki, aslında her veri, her rapor, bir insanın hayatının bir parçası. O veriler, hikâyenin bir parçası. Ve bu hikâyeleri dinlerken, sürekli bir “söz kime ait?” sorusu kafamda dönüp duruyor.

Çocukluğumda, mahalledeki her çocuğun kendi “sözünü” söylediği anlar vardı. Birinin şarkı söylemesi, bir başkasının takla atması, hatta küçük bir çocuğun “ben de buradayım” demesi bile, toplumda bir iz bırakma çabasıydı. İleriye dönük bir ekonomi öğrencisi olmam belki de bu anlardan çıktı. İnsanlar, sadece konuşarak değil, veriyle de kendilerini ifade etmeye çalışıyordu. Bir bakıma, her bir kişi toplum içinde, kendi hayatına dair “sözler” söylüyor, bu sözlerin de bir yerlerde yankı bulmasını bekliyordu.

İstatistiklerle Konuşan İnsanlar

Eğitim hayatımda, özellikle ekonomi derslerinde, her konunun arkasında bir “veri” vardı. O veriler, insanların seçimlerini, ekonomik davranışlarını, toplumların ilerleyişini anlatan birer araçtı. Ama yıllar sonra fark ettim ki, sayıların gerisinde insanların gerçek hayatları vardı.

Bir zamanlar bir rapor okumuştum; işsizlik oranları üzerineydi. İstatistiklere göre, işsizlik oranı 2019’da yüzde 13,7’ye çıkmıştı. İlk bakışta kuru bir sayı gibi gözükebilir. Ama ben o sayıyı okurken, aklımda bir sürü insan belirdi. İşini kaybeden, evine ekmek götürmekte zorlanan, büyük hayaller kurmuş ama onları gerçekleştiremeyen insanlar. O sayılar o kadar somuttu ki, işsizliğin ardındaki gerçek hayatları, o insanların hikâyelerini anlamamı sağladı.

Bir gün, Ankara’daki küçük bir kafede otururken, yanı başımda bir grup genç sohbet ediyordu. Aralarından biri, iş bulamamanın zorluklarını anlatıyordu. “Söz kime ait?” diye sorsalar, o gencin cevabı, o istatistiksel veriyi en iyi şekilde açıklayacak bir hikâye olabilirdi.

Herkesin Söylediği Bir Şey Var

Düşünsenize, sıradan bir günde otobüse binerken, sosyal medyada birisinin yaptığı paylaşımda veya işyerinde yaptığınız bir konuşmada “söz kime ait?” sorusu birdenbire aklınıza gelir. Yaşadığınız hayat, gözlemlediğiniz toplumsal dinamikler ve diğerlerinin yaşamları… Herkesin içinde bir şeyler söylemek isteyen bir ses vardır. Verilerin bile kendine ait bir sesi vardır.

İş hayatımda, özellikle iş yerindeki konuşmaların çoğu, “söz kime ait?” sorusunun cevabını arayan diyaloglardır. İstatistiklerle, raporlarla, sayılarla konuşmak bazen yeterli olmuyor. O sayıları gerçek bir insan hikâyesine dönüştürmek gerekiyor. “Bunun neden olduğunu anlamalıyız” dediğimde, hep şunu fark ettim: Herkesin derdi farklı, herkesin söyleyecek bir sözü var. Örneğin, çalıştığım kurumda kadınların iş gücüne katılım oranları üzerine konuşurken, veriler hep bir şey söylüyordu ama kadınların hayatındaki zorlukları anlatan sesler eksikti. Herkes bir şekilde veriye dayanarak bir şeyler söylüyordu, ama gerçek “söz kime ait?” sorusu, o veriyi yaşayanların dilinde gizliydi.

Sosyal Medya ve “Söz Kime Ait?” Sorusu

Son dönemde sosyal medyanın gücüyle birlikte, artık herkesin kendi sözünü söyleme fırsatı var. Yine de, “söz kime ait?” sorusunu bir türlü netleştiremiyorum. Çünkü bazen öne çıkan sesler, diğerlerinin sesini bastırıyor. Twitter’daki birkaç tweet, bir fotoğraf, bir video… Her şey hızlıca tüketiliyor ve ardından unutuluyor. Oysa her bireyin, her toplumun içinde barındırdığı hikâye, bir şekilde “söz kime ait?” sorusunun cevabını vermelidir. Bir hikâye ne kadar samimi ve içten olursa, o kadar değer kazanır.

Bir arkadaşımla geçen hafta sohbet ediyorduk, o da sosyal medya üzerinden küçük bir etkinlik düzenlemek istemişti. Katılım çok az olunca, “Söz kime ait?” diye düşündü. Bir etkinlik düzenlemek, insanların birbirleriyle iletişim kurmasını sağlamak, kendi deneyimlerini anlatmalarına olanak tanımak demekti. Ama o etkinliğin arka planındaki gerçek insanlar, onların hikâyeleri göz ardı ediliyordu.

Sözün Gücü ve Sonuçta…

Sonuçta, “söz kime ait?” sorusu her an karşımıza çıkabiliyor. Verilerin, raporların, sosyal medya paylaşımlarının ardındaki gerçek insanlar… Herkesin bir şeyler söyleme, anlatma hakkı var. Ekonomik raporlardaki işsizlik oranları, trafik kazalarının sayıları, sosyal medyada karşılaştığımız memler – hepsi birer söz. Ama asıl önemli olan, bu sözlerin gerçekten kime ait olduğuna, kimlerin geride kaldığına, hangi seslerin duyulmadığına odaklanmaktır.

Çünkü sadece sayılar, istatistikler veya popüler olan sesler değil, her birimizin hikâyesi, her birimizin sesi, kendi sözümüz en değerli olanıdır. O yüzden bu soruya, her birimizin kendine ait bir cevabı olmalı: Söz, bana ait.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir