Lamine mi Zirkonyum mu? Diş Seçiminde Yönümüzü Belirlerken
İzmir’de güne başlarken, bir kahve içme hayaliyle uyanan bir adam düşünün. Ama o adam, aynı zamanda “Lamine mi Zirkonyum mu?” sorusunun baskısı altında sabahı zorlukla karşılıyor. Yani, bir tarafta “daha doğal” olma çabası, diğer tarafta “görsel mükemmeliyet” takıntısı… Ah, hayat ne garip. Ama bir şey var ki, o da şu: Hayatta her karar bir şeyleri değiştirebilir. Hatta bazen dişlerimiz bile!
Evet, dişlerimiz. Çünkü karşımızda, estetik ve fonksiyonellik adına iki büyük rakip var: Lamine ve zirkonyum. Peki, hangi tarafı tutacağız? Gelin, bu soruyu birlikte mizahi bir dille çözmeye çalışalım.
Günümüz İzmir’inde Dişler: ‘Aman, O Çekici Gülüş…’
İzmir’de 25 yaşında, arkadaş ortamında sürekli espri yapan biri olarak, estetik her zaman önemli bir konu olmuştur. Özellikle gülüşün, insanın dış dünyayla ilk iletişim kurma biçimi olduğu için, hiç abartmıyorum ama dişlerimize bakmak, resmen İzmirli birinin hayatta yaptığı en önemli şeylerden biri gibi geliyor. Yani, “ne kadar güzelsin” sorusu “Ne kadar beyaz dişlerin var!”a dönüyor.
Bunu, geçen gün bir arkadaşımın düğününde tecrübe ettim. Gelin, tam fotoğraf çektirme zamanı geldiğinde, birden yüzüme bakıp dedi ki, “Ya ama ben dişlerimle ilgili çok takıntılıyım, bir yandan gülüyorum, ama korkuyorum işte.” Neyse ki, içimden “Gel, senin derdin ne ya, ben de ‘Lamine mi Zirkonyum mu?’ sorusunun pençesindeyim” dedim ama tabii ki sesli söylemedim, insanlara galiba komik gelmemek gerekiyor.
Düşünsenize, şu an hayatımızda her şey estetik. Çekici bir gülüş, tüm sosyal medya profilini değiştirebilir. Ama, dişleri nasıl daha güzel yapabilirim? Hangi tedavi? İşte bu noktada devreye Lamine ve Zirkonyum giriyor.
Lamine: Estetik Ama Hafif Tırnaklar!
Lamine dişler, benim gibi sabahları kahvemi içerken her şeyin dört dörtlük olmasına çalışan birine göre mükemmel bir seçenek gibi. Düşünsenize, ince ince dişi kaplayan, doğal görünüm sağlayan bir kaplama. Ama dikkat edin, bu dişler aslında ince bir yapıya sahip ve bu da demek oluyor ki, hassasiyet! Yani bir yandan harika bir gülüşünüz olacak ama öte yandan soğuk bir şey içtiğinizde, “Yine mi bu dişler!?” diye içsel bir isyan başlatabilirsiniz.
Geçenlerde bir arkadaşım, Lamine dişleri ile ilgili şunu söyledi: “Kendimi Hollywood yıldızı gibi hissediyorum, ama en küçük soğuk rüzgarı bile hissediyorum!” Ahh, ben de benzer şekilde düşünüyordum ama, sonuçta o gülüşü bir kere aldım mı, başka bir şeyin çok önemi olmuyor.
Dişçi Ziyareti Hikayesi:
Dişçi: “Evet, dişleriniz oldukça sağlıklı, sadece birkaç ufak işlemle Lamine kaplama yapabiliriz. Ama önceden şunu söylemeliyim ki, hassasiyet olacaktır.”
Ben: “Yani, sıcak çay içmemi engelleyecek bir şey mi?”
Dişçi: “Birkaç hafta boyunca, evet.”
Ben: “Güzel, harika! Zaten ‘çayı sıcak içmem’ diye bir kuralım var, ne güzel oldu!”
Dişçi: “Ama bu sadece birkaç hafta sürecek…”
Ben: “Hayır, hayır! O zaman ne zaman olur? Soğuk havada üşümek gibi, sıcak çayı da içmeyi çok istiyorum ama!”
İşte, böyle içsel çatışmalar başlıyor ve Lamine’ye karar verme süreci insanı bayağı bir düşündürüyor.
Zirkonyum: Dayanıklılık İçin Bir Devrim
Zirkonyum ise her şeyin ta kendisi. Tam anlamıyla dişlerinize yapılan bir yatırım. Dayanıklı, uzun ömürlü ve daha güçlü bir seçenek. Tabii, bazen gülüşünüzü değiştirmek isteseniz de, Zirkonyum’un o dayanıklılığı biraz fazla “çok sert” olabilir.
Şöyle anlatayım: Zirkonyum, Lamine’nin sevimliliği yerine, daha sağlam ve çok çarpıcı. Bir bakıma Zirkonyum, bir gösterişin ve sağlamlığın temsilcisi. Hani, her şeyin tıkır tıkır işlediği ama bir de “Bir şeye zarar vermemek için fazla dikkatli olmam gerek” hissiyatı var.
Zirkonyum dişçilerinin en büyük esprisi şudur:
Dişçi: “Zirkonyum dişlerinizle ömrünüz boyunca rahat edeceksiniz!”
Ben: “Yani, çürümemek gibi bir şey mi?”
Dişçi: “Aynen öyle.”
Ben: “O zaman Zirkonyum bir rock yıldızı, öyle mi?”
Dişçi: “Evet, tıpkı bir konser gibi, gürültüsüz ve uzun soluklu.”
Ben: “Güzel, o zaman ben biraz daha ‘kendi halimde’ olmak istiyorum. Bazen bu kadar sağlamlık da insanı kasabilir, bir yanda Lamine’yi tercih ediyorum sanki.”
Zirkonyum’un da bir iyi yanı var; dayanıklı olması yüzünden, dişlerinizle neredeyse her şeyi yapabiliyorsunuz. Yani, bir zirkonyum dişinize su bile dökseniz, o soğuk çayı içtiğinizde bir sorun yaşamıyorsunuz.
Karar: Lamine mi Zirkonyum mu?
Sonunda, “Lamine mi Zirkonyum mu?” sorusuna karar veriyorum: Her ikisi de benim için değil. Çünkü dişlerimin de, tıpkı hayat gibi, bazen bir şeye çok takılmamayı öğrenmesi gerekiyor.
Yani, öyle ya da böyle, estetik ne kadar önemli olsa da, bazen işin içine kişisel rahatlık da giriyor. Eğer kafanızı rahatlatmak istiyorsanız, Zirkonyum belki daha sağlam bir tercih olabilir. Ama eğer soğuk bir içecek içtiğinizde dişlerinize “Hadi bakalım, azıcık naz yapalım!” demek istiyorsanız, Lamine çok daha doğru bir seçim olabilir.
Tabii, hepsini geçtim, belki de “Sağlam dişlerime, estetikten önce sağlıkla bakıyorum!” deyip, aradığınız yolculuğa bu şekilde çıkabilirsiniz.
Sonuç
Lamine mi Zirkonyum mu sorusuna verdiğimiz cevap aslında yaşam tarzımıza göre şekillenir. Ama ne olursa olsun, dişlerimize her zaman gözümüz gibi bakmamız gerektiğini unutmayalım. Gülüşümüz, hayatın en güzel parçasıdır, değil mi?
Şu hayatta birkaç karar daha verilirken, belki de tek derdimiz dişlerimiz olmalı!