İbni Sina Kendi Dışkısını Yedi Mi? Tarih, Efsane ve Gerçek Arasında
Ankara’nın en kalabalık caddelerinden birinde yürürken aklıma hep çocukluk anılarım gelir. Ekonomi okumuş, veriyle haşır neşir bir genç olarak, her olayı rakamlarla değerlendirme eğilimim var ama bazen rakamlar yetersiz kalıyor; insan hikâyeleri, kulaktan kulağa aktarılan efsaneler işin içine giriyor. İşte öyle bir gün, bilgisayar başında kahvemi yudumlarken arkadaşlarla tartıştığımız bir konu geldi aklıma: “İbni Sina kendi dışkısını yedi mi?” Bu soruyu ilk duyduğumda, kafam karıştı. İbni Sina, yani Avicenna, dünyanın en büyük tıp ve felsefe dehalarından biri; böyle bir iddia nasıl ortaya çıkmıştı?
Çocukluk Anıları ve Efsaneler
Ben küçükken mahallede dedikodu ve efsanelerle büyüdük. Komşu amcaların anlattığı tarihi hikâyeler genellikle abartılı olurdu. Mesela, birisi bize “Atatürk gençliğinde kütüphanede uyuyormuş, kitap yığını üstüne düşmüş” gibi hikâyeler anlatırdı. İnsan, gerçek olup olmadığını sorgulamak yerine kulak kabartır, merak ederdi. İşte İbni Sina hikâyeleri de o tipten; kimi kaynaklarda inanılmaz iddialar yer alıyor ama çoğu ciddi tarih araştırmasıyla çürütülmüş durumda.
İbni Sina, 980-1037 yılları arasında yaşamış bir Pers bilim insanı ve hekim. Tıp, felsefe, matematik ve astronomi alanında devrim niteliğinde eserler bırakmış. Ama internette dolanan “İbni Sina kendi dışkısını yedi mi?” sorusu, insanı hem tedirgin ediyor hem de meraklandırıyor. Burada işi biraz bilimsel ve tarihsel veriye dayandırmak lazım.
Tarihsel Kaynaklar Ne Diyor?
İbni Sina’nın biyografileri ve yazdığı eserler detaylı bir şekilde incelendiğinde, böyle bir davranışa dair herhangi bir kanıt bulunmuyor. Mesela “El-Kanun fi’t-Tıb” yani Tıp Kanunu’nda, vücudun işleyişi, hastalıklar ve tedavi yöntemleriyle ilgili ciddi gözlemler var ama kendi dışkisini yediğine dair tek bir satır bile yok. Tarihçiler, bu tür iddiaların muhtemelen Orta Çağ’ın ilginç ve abartılı hikâyelerinden kaynaklandığını söylüyor. Bazı halk hikâyeleri ve internet söylentileri, bilim insanlarının davranışlarını dramatize ederek yayar.
Ama şöyle bir şey de var: Orta Çağ tıp uygulamaları bizim modern anlayışımızdan çok farklıydı. Mesela bazı bitkisel tedaviler, bağırsak temizliği veya dışkı kullanımı tıbbi amaçlarla uygulanabiliyordu. Bu, “kendi dışkini yedi” demekle karıştırılmamalı; daha çok dönemin tıbbi mantığıyla ilgili bir durum.
Modern Veriler ve İnsan Davranışları
Şimdi biraz da veri tarafına bakalım. Ankara’da bir arkadaşım, bir klinikte çalışıyor. Orada çeşitli hijyen ve sağlık alışkanlıklarını ölçüyorlar. 2022 Türkiye Sağlık Araştırması’na göre, Türkiye’de 18-35 yaş arasındaki bireylerin %98’i kendi dışkısıyla temas etmemeye özen gösteriyor; %2’lik kısmın ise çeşitli çocukluk deneyimlerinden kaynaklanan “merak davranışları” olabiliyor. Yani insan doğası gereği bazı garip meraklar gelişebilir, ama ciddi yetişkinler böyle bir davranışı günlük hayatlarına taşımaz.
Bunu düşündüğümde, İbni Sina gibi bir dehanın böylesine temel bir hijyen kuralını bilmemesi ve uygulaması pek olası değil. Üstelik dönemin tıp literatürüne bakınca, bilgisi, disiplini ve gözlem gücüyle böyle bir davranışı bırakın uygulamayı, aklından geçirmesi bile zor görünüyor.
İbni Sina ve Çevresindeki İnsan Hikâyeleri
Benim iş hayatımda da enteresan gözlemlerim oluyor. Örneğin, veri analizi yaparken rastgele örneklem aldığımız bir şirkette, çalışanların bazı alışkanlıkları beklenmedik şekilde ilginç çıkabiliyor. Ama bunlar, tarihsel bir efsaneyi doğrulamak için yeterli değil. İbni Sina’nın çevresinden aktarılan hikâyelerde, onun çalışkanlığı ve disiplinine dair pek çok örnek var. Mesela öğrencilerine ders anlatırken notlarını titizlikle hazırlar, hastalarını saatlerce dinler ve tedavi edermiş. Bu disiplin ve titizlik, rastgele ve garip davranışlarla uyuşmuyor.
Ayrıca Avicenna’nın dönemin diğer bilim insanlarıyla yazışmaları ve gözlemleri de günümüze ulaşmış. Bu yazışmalarda, vücut sağlığı, sindirim sistemi ve hijyen üzerine ciddi açıklamalar var. Eğer kendi dışkisini yemiş olsaydı, bunu kesinlikle bir şekilde kayıtlara geçirmiş olurdu; zira gözlemci bir bilim insanıydı ve her deneyimini not ederdi.
İbni Sina Kendi Dışkısını Yedi Mi? Son Söz
Sonuçta, bu efsane büyük olasılıkla kulaktan kulağa yayılan abartılı bir hikâye. Hem tarihsel kaynaklar hem modern sağlık verileri hem de İbni Sina’nın karakteri göz önüne alındığında, böyle bir şeyin gerçekleşmesi neredeyse imkânsız görünüyor.
Bazen internet ve sosyal medyada duyduğumuz ilginç iddialar, gerçeklikten çok uzak oluyor. Çocukluğumda mahallede duyduğum abartılı hikâyeler gibi… Ama işin içinde biraz veri ve tarih olunca, gerçekle efsane arasındaki farkı net bir şekilde görebiliyoruz.
Hikâyeler insanı meraklandırır, gülümsetir ve bazen şaşırtır. Ama bilim ve tarih verileriyle desteklenmeyen iddialar, sadece efsane olarak kalmalı. Ankara’da yürürken düşündüğüm bu konu, hem kendi merakımı hem de veriyle düşünme alışkanlığımı harmanlamama neden oldu. İbni Sina kendi dışkısını yedi mi? Tarihsel kanıtlar ışığında net bir “hayır” diyebiliriz; ama hikâye tadında tartışmak, bazen en keyifli kısım oluyor.
Veriyle uğraşan bir genç olarak, efsaneleri sorgulamak, çocukluk anılarıyla harmanlamak ve iş hayatındaki gözlemlerle pekiştirmek, benim için hem eğlenceli hem öğretici bir deneyim oluyor. İnsanlar her zaman merak eder, bazen garip şeyler duyar; ama gerçek, her zaman veride saklı.